Michael Saylor, CLARITY Yasası’nın başarısızlığının ardından kripto sektörünün Kongre’yi beklemek yerine ürün geliştirmeye ve 50 milyon kullanıcıya ulaşmaya odaklanmasını önerdi.
ABD Senatosu’nun 15 Eylül’de CLARITY Yasası’nı ilerletmek için gereken 60 oya ulaşamaması, ABD’de kripto düzenlemeleri açısından yeni bir tartışma başlattı. Strategy Yönetim Kurulu Başkanı Michael Saylor ise çözümün yeni bir yasayı beklemekten ziyade, mevcut düzenleyici yetkiler kullanılarak kripto ürünlerinin yaygınlaştırılmasında olduğunu savunuyor.
Saylor, 19 Eylül’de yayımladığı değerlendirmede sektörün önümüzdeki iki yılı ürün geliştirmeye ayırması gerektiğini belirtti. Ona göre şirketler, SEC, CFTC, Hazine Bakanlığı ve bankacılık düzenleyicilerinin mevcut yetkileri çerçevesinde uyumlu finansal ürünler geliştirmeye ve bunları daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmaya odaklanabilir.
Saylor’ın hedefi 50 milyon kullanıcı
Saylor’ın önerisinin merkezinde geniş çaplı benimsenme bulunuyor. Strategy yöneticisi, ABD’de yaklaşık 50 milyon memnun kripto kullanıcısına ulaşılmasını hedef olarak gösteriyor.
Bu yaklaşımın arkasındaki düşünce ise ürünlerin milyonlarca kişi tarafından aktif biçimde kullanılması halinde, gelecekte bu hizmetlere yönelik olası kısıtlamaların siyasi maliyetinin artacağı yönünde.
Saylor’a göre daha düşük maliyetler, daha kolay erişim, dijital varlıkların kullanım alanlarının genişlemesi ve kullanıcıların paraları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olması, kripto sektörünün toplumdaki karşılığını güçlendirebilir.
Bu nedenle Saylor, 2027 ve 2028 yıllarını Bitcoin, dijital kredi, tokenizasyon, işlem platformları ve stablecoin gibi alanlarda ürünlerin ölçeklendirilmesi için kritik bir dönem olarak görüyor.
CLARITY Yasası neden yeterli bulunmadı?
Senato’daki oylamada CLARITY Yasası 50’ye karşı 49 oyla ilerleyemedi ve gerekli 60 oy barajının altında kaldı. Oylama, yasanın nihai olarak reddedilmesi değil, Senato’daki görüşme sürecinin başlatılması için yapılan usul oylamasıydı.
Saylor ise son CLARITY uzlaşmasının bazı hükümlerinin sektör açısından yeni sınırlamalar oluşturabileceğini düşünüyor. Özellikle ödeme amaçlı stablecoinlerin elde tutulmasına yönelik ödüller ve önerilen inovasyon programlarına ilişkin kısıtlamalara dikkat çekiyor.
Bu nedenle Saylor, yalnızca yasanın geçmesi uğruna sektörün uzun vadeli rekabet ve inovasyon imkanlarını sınırlayabilecek düzenlemelerin kabul edilmemesi gerektiğini savunuyor.
Düzenleyiciler için yeni dönem
CLARITY sürecinin sekteye uğramasının ardından kripto sektörünün odağının yeniden SEC ve CFTC gibi kurumlara kayması bekleniyor. Nitekim yasanın ilerleyememesinin ardından düzenleyici kurumların mevcut yetkileri üzerinden yeni adımlar atılabileceğine ilişkin beklentiler güçlendi.
Saylor da bankaların Bitcoin saklama hizmetleri, BTC destekli krediler, stablecoinler ve dijital kredi ürünleri gibi alanlarda mevcut düzenleyici çerçeve içerisinde ilerleme sağlanabileceğini düşünüyor.
Bu yaklaşım, kapsamlı bir Kongre yasası yerine önce ürünlerin geliştirilmesini, kullanıcı sayısının artırılmasını ve ardından gerçekten ek yasal yetki gerektiren konular için daha dar kapsamlı düzenlemeler yapılmasını öngörüyor.
Saylor’ın temel mesajı ise açık: Kripto sektörünün geleceği yalnızca yeni bir yasanın çıkmasına değil, milyonlarca kişinin kullanacağı ürünlerin ortaya çıkmasına da bağlı olabilir.
