Rapora göre bankalar, yüksek getiri oranları nedeniyle stablecoin’lerden korkuyor.
Kripto para piyasasının yakından takip edilen analistlerinden EGRAG CRYPTO, bankaların stablecoin’lere karşı sergilediği sert tutumun arkasında güvenlik kaygılarından çok daha büyük bir neden olduğunu öne sürdü. Analiste göre asıl mesele, stablecoin’lerin geleneksel bankacılık sisteminin en önemli gelir kaynaklarından birini tehdit etmeye başlaması.
EGRAG yaptığı değerlendirmede, tartışmanın yalnızca düzenlemeler veya kripto varlıkların riskleriyle ilgili olmadığını belirtti. Ona göre stablecoin’ler, bankaların yıllardır sürdürdüğü iş modelini doğrudan hedef alıyor.
Analist, bankaya yatırılan paranın teknik olarak bir emanet değil, bankaya verilen teminatsız bir kredi olduğunu hatırlattı. Bankalar bu fonları kredi olarak dağıtırken yüzde 6 ila yüzde 28 arasında faiz geliri elde ediyor. Buna karşın mevduat sahiplerine çoğu zaman yalnızca yüzde 0,1 ila yüzde 0,5 arasında getiri sunuluyor. Bankacılık sisteminin temel kârlılığı da bu faiz farkından kaynaklanıyor.
EGRAG’a göre stablecoin’ler ise yıllardır birlikte sunulan üç önemli hizmeti birbirinden ayırıyor: saklama, transfer ve getiri elde etme.
“İnsanlar neden bankada para tutsun?”
ABD Hazine tahvilleriyle desteklenen stablecoin modellerinin yatırımcılara yeni bir alternatif sunduğunu vurgulayan analist, kullanıcıların artık banka hesabına ihtiyaç duymadan dolar tutabildiğini, fonlarını hızlı şekilde transfer edebildiğini ve yaklaşık yüzde 5 seviyesinde getiri elde edebildiğini söyledi.
Bu durumun yaygınlaşması halinde insanların düşük faizli banka hesaplarında para tutmak istemeyebileceğini belirten EGRAG, bunun bankaların fonlama yapısını ve sektördeki etkisini ciddi şekilde zayıflatabileceğini savundu.
Analist, “Asıl korktukları şey bu. Stablecoin’lerin yarattığı tehdit, bankaların alıştığı düzeni bozuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
500 milyar dolarlık mevduat riski
EGRAG’ın görüşleri, yılın başında yayımlanan bir raporla da destekleniyor. Standard Chartered tarafından yapılan analizde, ABD bankalarının 2028 yılı sonuna kadar yaklaşık 500 milyar dolarlık mevduat kaybı yaşayabileceği öngörüldü.
Bankanın dijital varlıklar araştırma birimi başkanı Geoff Kendrick’e göre, dünyanın en büyük stablecoin ihraççıları olan USDT ve USDC rezervlerinin büyük bölümünü ABD Hazine tahvillerinde tutuyor. Bu nedenle söz konusu sermaye geleneksel bankacılık sistemine geri dönmek yerine alternatif finansal yapılarda değerlendiriliyor. Özellikle bölgesel bankaların bu dönüşümden daha fazla etkilenebileceği belirtiliyor.
ABD’de devam eden kripto para ve stablecoin düzenlemeleri tartışmaları da sektörler arasındaki gerilimi artırıyor. Senato Bankacılık Komitesi’nde gerçekleştirilen son görüşmeler sırasında Amerikan Bankacılar Birliği’nin, stablecoin’lerin faiz veya getiri sunabilmesine yönelik düzenlemeleri engellemek amacıyla kısa süre içinde binlerce mektup gönderdiği bildirildi.
Senatör Bernie Moreno ise bankaları sert sözlerle eleştirerek, finans sektörünün vatandaşların kendi paralarından daha yüksek getiri elde etmesini sağlayabilecek stablecoin modellerini engellemeye çalıştığını savundu.
Kurumsal ilgi hızla artıyor
Öte yandan stablecoin’lere yönelik kurumsal talep de büyümeye devam ediyor. Mart ayında Ripple tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre finans yöneticilerinin yüzde 74’ü stablecoin’lerin işletme sermayesini daha verimli kullanma ve hazine yönetimini geliştirme konusunda önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyor.
Piyasa verileri de bu büyümeyi doğruluyor. DeFiLlama verilerine göre küresel stablecoin piyasasının büyüklüğü yaklaşık 320 milyar dolara ulaşmış durumda. Pazarın lideri USDT yaklaşık 188 milyar dolarlık değere sahipken, USDC’nin piyasa büyüklüğü ise 76 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Uzmanlara göre stablecoin’lerin yükselişi yalnızca kripto sektörünü değil, geleneksel finans sisteminin geleceğini de yeniden şekillendirebilir.
