JPMorgan analistleri, Bitcoin ETF’lerindeki yüksek hedge ve short pozisyonlara dikkat çekti. IBIT short pozisyonları 2026’nın zirvesine yaklaştı.
JPMorgan analistleri, Bitcoin’in ETF piyasasındaki hedge pozisyonlarının azalması halinde altına kıyasla daha güçlü bir fiyat desteği görebileceğini belirtiyor. Analistlere göre BlackRock’ın spot Bitcoin ETF’i IBIT üzerindeki short (kısa) pozisyonlar da 2026’nın en yüksek seviyelerine yaklaştı.
JPMorgan’ın Nikolaos Panigirtzoglou liderliğindeki ekibi, bu hafta yayımladığı değerlendirmede Bitcoin’in ETF piyasasındaki yoğun korunma pozisyonlarından dolayı önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çekti.
Analistlere göre IBIT’teki put/call açık pozisyon oranının, altın ETF’i SPDR Gold Shares’in (GLD) üzerinde bulunması Bitcoin tarafında daha yoğun hedge talebine işaret ediyor. Buna karşılık GLD üzerindeki short pozisyonların tarihsel ortalamaların altında olduğu belirtiliyor.
IBIT’te short pozisyonlar yükseliyor
FINRA verilerinden derlenen rakamlara göre IBIT’teki short pozisyon miktarı, 31 Ağustos itibarıyla 45,9 milyon hisseye ulaştı. Bu rakam, 2026 yılının en yüksek seviyesi olurken iki hafta önceki 37,1 milyon hisseye kıyasla yaklaşık yüzde 23,8’lik artış anlamına geliyor.
Mevcut short pozisyonlar fonun dolaşımdaki hisselerinin yaklaşık yüzde 3,53’ünü oluşturuyor. Ortalama günlük işlem hacminin yaklaşık 53 milyon hisse olduğu dikkate alındığında, bu pozisyonların kapatılması için yaklaşık 0,6 günlük işlem hacmi yeterli olabilir.
IBIT üzerindeki short pozisyonlar Mart ayının sonunda yaklaşık 13 milyon hisseyle yılın en düşük seviyesindeydi.
Bitcoin ve altın arasındaki fark
JPMorgan’a göre hem Bitcoin hem de altın fonları, ABD Merkez Bankası’nın (FED) Temmuz ayı sonundaki toplantısının ardından yeniden artan “debasement trade” eğiliminden destek aldı. ABD’nin mali görünümüne yönelik endişeler, yatırımcıların sınırlı arz özelliklerine sahip varlıklara yönelmesine katkıda bulundu.
Bu süreçte Bitcoin 80.000 dolar seviyesine yaklaşırken altının ons fiyatı da 4.600 dolar civarına yükseldi. Ancak son haftada yükseliş ivmesinin zayıfladığı görülüyor. Analistler, enflasyondan arındırılmış tahvil getirilerindeki yükselişin riskli varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığını belirtiyor. Bunun yanında ABD Senatosu’nda kripto piyasasının düzenlenmesine yönelik CLARITY Act’in gerekli 60 oya ulaşamayarak ilerleyememesi de piyasadaki momentumun zayıflamasında etkili oldu.
JPMorgan, altın ETF’lerinin yılın başındaki çıkışlarını tamamen telafi ettiğini, Bitcoin ETF’lerinin ise söz konusu çıkışların yaklaşık yarısını geri kazandığını ifade ediyor.
JPMorgan daha önce de Bitcoin için uzun vadeli potansiyele dikkat çekmişti
JPMorgan analistleri Bitcoin ile altın arasındaki değerleme karşılaştırmasını daha önce de gündeme getirmişti. Şubat ayında kripto piyasasının baskı altında olduğu dönemde yapılan volatiliteye göre düzeltilmiş hesaplamada Bitcoin için 266.000 dolarlık bir değer ortaya konmuştu.
Analistler bu seviyeyi o dönem için gerçekçi bir yıl sonu hedefi olarak görmezken, negatif piyasa algısının tersine dönmesi halinde Bitcoin’in uzun vadeli yükseliş potansiyelini gösteren teorik bir karşılaştırma olarak değerlendirmişti.
CoinGecko verilerine göre Bitcoin, Perşembe günü yaklaşık 76.500 dolar seviyesinde işlem gördü ve son 24 saatte önemli bir değişim göstermedi.
Bitcoin ETF’lerinde sert dalgalanma
ABD’deki spot Bitcoin ETF’lerinde eylül ayında dikkat çekici sermaye hareketleri yaşandı. Fonlar 1 Eylül’de yaklaşık 236 milyon dolarlık net çıkış kaydederken, 3 Eylül’de 731 milyon dolarlık giriş gerçekleşti.
3 Eylül’deki giriş, Ocak ayından bu yana Bitcoin ETF’lerinde görülen en güçlü günlük sermaye akışı oldu. BlackRock’ın IBIT fonu tek başına yaklaşık 454 milyon dolarlık giriş çekti.
SoSoValue verilerine göre Eylül ayının başında ABD’deki spot Bitcoin ETF’lerinin toplam net varlıkları 103,3 milyar dolar seviyesindeydi. Bu tutar, Bitcoin’in toplam piyasa değerinin yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor.
JPMorgan’ın değerlendirmesi, Bitcoin ETF’lerinde yüksek hedge ve short pozisyonların devam ettiğini, ancak bu pozisyonların çözülmesi halinde piyasadaki satış baskısının azalabileceğini ortaya koyuyor.
